Gırtlak kanseri ameliyatından sonra ses kaybı

              Gırtlak kanseri tedavisinde günümüzde en etkili yol ameliyattır. Ancak çok erken evre ve seçilmiş kanserlerde radyoterapi ile tedavi seçilebilir. Radyoterapi ile yapılan tedavilerde ses bozulmayacaktır. Radyoterapi sonrasında ses tellerinde ödem olacağı için ses daha kalın çıkacaktır.  Bu yazımda gırtlak kanseri nedeniyle ameliyat olan kişilerin ses kalitesinin ne kadar bozulabileceğinden bahsedeceğim.

               Ses telleri seviyesi, ses tellerinin üstü ve ses tellerinin altı olmak üzere gırtlak 3 anatomik bölgeden oluşur (Glottik, supraglottik, subglottik).  Gırtlak kanserleri en sık ses tellerinden kaynaklansa da özellikle kanserin evresi ilerledikçe diğer anatomik bölgelere ilerler. Örnek olarak ses tellerinin üst kısmından kaynaklanan bir kanser ilerleyerek ses tellerini tutabilir.

               Gırtlak kanseri ameliyatlarında kanserli doku sağlam cerrahi sınırlar ile çıkarılır. Kanser ses tellerini ne kadar fazla tutmuşsa ses kalitesi o kadar fazla bozulacaktır. Bazen kanser ileri evre olunca gırtlağın tamamını almak gerekebilir. Bu durumda boğazdaki delik açık kalır ve hasta konuşamaz. En basit ameliyattan en ileri ameliyata kadar sesin nasıl değiştiğinden aşağıda bahsedilmiştir. 

 

Sadece  ses telinin alındığı ameliyat

(kordektomi):

Hasta kısık sesle konuşur. Karşısındakine ve telefondaki kişiye konuşarak derdini kolayca anlatır. Bu cerrahi sadece erken evre ve seçilmiş kanserlerde yapılır. Bu cerrahi yöntem klasik teknik veya lazerle yapıldığında ses kalitesinde pek bi farklılık olamayacak ve ses kısılacaktır. Bu ameliyatta boyuna delik açılmaz veya açılsa da bir kaç gün içinde kapatılır. 

 

Ses tellerinin üst tarafının alındığı ameliyat

(supraglottik larenjektomi): 

 

Bu ameliyatta ses telleri bozulmaz ve ses kalitesi neredeyse hiç değişmez. Sadece ses tellerinin üst seviyesi ameliyat ile çıkarılır. boyndaki delik hasta iyileşince kapatılır. 

 

Ses telleri ve ses tellerinin üst seviyesinin alındığı ameliyat

(Supracricoid larenjektomi):

Her iki ses teli alındığı için hasta konuşmakta zorlanır. Karşındaki kişiye rahatlıkla istediğini anlatır. Ancak telefonla konuşurken zorlanır. 

 

Tüm gırtlağın alındığı ameliyat

(total larenjektomi):

Bu durumda hasta hiçbir şekilde ses çıkaramaz. Afoni oluşur. Hasta telefonla hiçbir şekilde anlaşamaz. Ameliyattan 6 ay sonra takılan özel protezler ile hasta konuşabilir. Rahatlıkla telefonda istediklerini karşısındakine anlatabilir.

Gırtlak kanseri genellikle 60 yaş ve üzerinde görülür. Bu hastaların çoğunluğu aktif çalışma hayatını bitirmiştir. Bu sebepten dolayı konuşma ikinci planda tutulur. Öncelikle kanser hastalığından kurtulmak amaçlanır.

Gırtlak kanseri

Gırtlak kanseri nedir?  Gırtlağın neresinden kaynaklanır?

Gırtlak kanseri baş boyun bölgesinin en sık görülen kanseridir. En sık ses tellerinden kaynaklanır. Ses tellerinin hemen üst bölümünden kaynaklanabildiği gibi çok nadiren ses tellerinin alt kısmından kaynaklanabilir.

 

En sık hangi kanser çıkar?

En sık görülen kanser skuamoz hücreli kanser tipidir. Diğer tiplere neredeyse hiç görülmezler.

 

Gırtlak kanseri neden ortaya çıkar?      

Gırtlak kanserinin tüm dünyada bilinen en önemli risk faktörü sigara ve alkoldür.  Sigara içenlerde kanser daha çok ses tellerinde çıkarken alkol kullanımı fazla olanlarda ise ses tellerinin üzerinden çıkar. Sigara ve alkol kullanımı olmayanlarda gırtlak kanseri nerdeyse hiç görülmez. Nadiren halk arasında “siğil” olarak bilinen HPV virüsü de gırtlak kanserine yol açabilir. Sesi kötü kullanmak gırtlak kanserine sebep olmaz.

 

Gırtlak kanserinin bulguları nelerdir?

 

En önemli bulgusu ses kısıklığıdır. 2 haftayı geçen ses kısıklığı her zaman önemlidir. Giderek artan solunum sıkıntısı, öksürükle ağızdan kan gelmesi, yutma zorluğu ve boyunda kitle çıkması gırtlak kanserinin sık başvuru bulgularıdır.

 

Gırtlak kanserinin tanısı nasıl konulur?

Hastaların tanısını koyarken endoskopi muayene ile gırtlağın içi değerlendirir. Bu zor bir muayene değildir. Muayene koltuğunda kolaylıkla yapılabilir. Eğer muayenede şüpheli bir lezyon görürsek bu lezyon genel anestezi ile küçük biyopsiler yaparak tanıyı kesinleştiriyoruz. Yine kanserin yayılma durumunu değerlendirmek için hastalardan bilgisayarlı tomografi, magnetik rezonans ve gerekirse PET istiyoruz.

 

Tanı kesinleşince tedavi nasıl planlanıyor?

Kesin sonuç kanser gelirse hastalığın evresine ve yerleşimine göre çeşitli tedavi yöntemleri planlanır. Başlangıç evresindeki seçilmiş kanserlerde sadece radyoterapi tedavisi verilebilir. Ancak gırtlak kanserinin birçok hastada tedavisi cerrahidir. Yapılan cerrahi tümörün büyüklüğü ile orantılıdır. Bazı cerrahi tekniklerde hastanın nefes almak için boynuna açılan delik kalıcı olurken bazı tekniklerde bu deliği bir süre sonra kapatabiliyoruz. Yine gerekli gördüğümüz hastalarda ameliyattan sonra ek olarak radyoterapi veya kemoterapi tedavisi verebiliyoruz. Gırtlak kanserinin ameliyatında en sık tümörün yayıldığı yer boyun olduğu için gerekli vakalarda boyun diseksiyonu dediğimiz ek cerrahiler yapmak zorunludur.

 

Tedavi bitince nasıl bir süreç izleniyor?

Hastanın tedavisi bitince ilk bir yılda 2-3 ay aralıklarla hastayı kontrole çağırıyoruz. Sonraki yıllarda kontrol süremizi 6 aylık periyotlarla devam ediyoruz.

 

Ameliyattan sonra hastalar konuşabiliyor mu?

Uygulanan ameliyat tekniğine göre oluşacak ses kaybı farklıdır.Bu konu ile ilgili detaylı yazımı BURADAN okuyabilirsiniz.

Gırtlağın hepsi alındığında hastalar konuşamazlar. Bu durumda hastaların konuşmasını 3 teknikle sağlayabiliyoruz. Bunlardan en iyisi hastanın yuttuğu hava ile konuşmasıdır. Bu teknik en iyi yöntemdir. Eğer hasta bu teknikle konuşamazsa diğer teknik olan hastaya küçük bir ameliyatla uyguladığımız ses protezi yöntemi ile hastalar rahatlıkla konuşabilir. Özellikle çok yaşlı hastalar bu iki yöntemi de kullanamaz ise elektrolarenks dediğimiz boyuna değdirilerek ses çıkaran bir cihazla hastaların konuşmasının sağlıyoruz.

 

Beklenen sağkalım süresi ne kadardır?

Hastalığın evresi sağkalımı belrileyen en önemli faktördür. Ancak akciğer, beyin kanseri gibi hastalıklarda karşılaştırıldığında uzun yıllar hastalıksız yaşam beklentisi vardır. Özellikle erken evre kanserlerde normal yaşam süresi beklenir.

 

Ağız içi Kanserlerinden nasıl korunuruz?

Ağız içi kanseri son yıllarda eskisine göre artış göstermektedir. Ağız içi kanserlerinden korunmak için öncelikle bu hastalığa neden olan sebepleri bilmek gerekir.

Sigara

               – Sigara ağız içi kanserlerinin bilinen en önemli risk faktörüdür. Ülkemizde pek bilinmese de tütün çiğnemek yine aynı şekilde önemli bir risk faktörüdür. Her türlü tütün ürünü (nargile vb) ağız kanserleri için risk faktörüdür. 

Alkol

               – Özellikle sigara ile birlikte alkol kullanılması ağız içi kanseri riskini riskini arttırmaktadır.  Günlük alınan alkol miktarı arttıkça risk artmaktadır. Günümüzde ağız içi hijen ile birlikte bilinen en önemli risk faktörü sigara ve alkolün birlikte kullanılmasıdır.  

Kötü ağız bakımı ve hijyeni

               – Dişlerini fırçalamayan ve ağız içi temizliğini yapmayan kişilerde risk artmaktadır. Yine aynı şekilde ağız için çürük diş bulunması, kenarı kırık dişlerin olması ağız içi kanseri için risk faktörüdür. Özellikle yaşlılarda kötü hazırlanmış ve ağız içine tam uygun olmayan “vuran” protez dişler tehlikelidir. 

Protez dişler

               – Protez ve takma diş kullanımı kronik irritasyona bağlı olarak kansere yol açabilir. Kullanılan protezlerin düzgün olmayan yüzeylerinden batmalar  ve rahatsızlık hissi tehlikelidir. Basit bir kırık dolgunun irrite ettiği yerde bile ağız içi kanseri çıkabilir. 

HPV virüsü

               – HPV virüsünü ağız içinde siğil benzeri lezyonlara yol açar. HPV virüsünün bilinen birçok alt tipi vardır. Bunların çoğunluğu kansere yol açmaz. HPV virüsünün birkaç alt tipi (en iyi bilinen ve ağız içi kanseri yapan tipleri 16 ve 18’dir. ) kanser ile ilişkilidir. Eski yıllarda sigara ve alkol daha yüksek risk faktörü iken günümüzde HPV’nin neden olduğu kanserler daha sık görülmektedir. 

Ağız içi kanserlerden nasıl korunuruz?

  •  Yukarıda saydığımız bilinen risk faktörlerinden uzak durulmalıdır. 
  • Ağzımızda çıkan” 2 hafta içinde iyileşmeyen”  tüm lezyonlar mutlaka uzman doktora danışılmalıdır. 
  • Özellikle ağız içindeki beyaz plak şeklindeki lezyonlar kanser öncüsü olabilirler. 
  • Ağız içinde siğile benzeyen lezyonlar mutlaka değerlendirilmeli ve gerek görülürse çıkarılmalıdır. 
  • Ağız içindeki yara ve tüm rahatsız edici lezyonları “cildiye” ve “kulak burun boğaz” değerlendirebilir.